Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

https://www.egeseshaber.com/panel/index.php?case=news&p=edit&id=20051

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Uşak İl Kadın Kolları Başkanlığı tarafından,

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Uşak İl Kadın Kolları Başkanlığı tarafından, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3’üncü yıl dönümü dolayısıyla parti binasında basın açıklaması gerçekleştirildi.

Basın açıklamasına CHP Merkez İlçe Başkanı Ümit Akbel’in yanı sıra il ve ilçe kadın kolları üyeleri katıldı. Açıklamayı CHP Uşak İl Kadın Kolları Başkanı Avukat Serap Ergün Bitgin yaptı.

Programda, 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren yurttaşlar saygı ve rahmetle anılırken, depremlerin yol açtığı büyük yıkımın “doğal afet” değil, yıllardır süregelen ihmal, rant ve cezasızlık politikalarının sonucu olduğu vurgulandı.

“Asrın Felaketi Değil, Asrın İhmali”

Basın açıklamasına “Asrın felaketi değil, asrın ihmali” sözleriyle başlayan CHP Uşak İl Kadın Kolları Başkanı Avukat Serap Ergün Bitgin, 6 Şubat 2023’te merkez üsleri Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan 7.8 ve 7.5 büyüklüğündeki depremlerin, on binlerce yurttaşın hayatını kaybetmesine, yüz binlercesinin yaralanmasına ve milyonlarca insanın yaşamının kökten değişmesine neden olduğunu ifade etti.

Bitgin, depremlerin üçüncü yıl dönümünde yaşamını yitirenleri saygıyla andıklarını belirterek, “Rant düzenine, cezasızlığa ve kamusal hizmetlerin ranta feda edilmesine karşı mücadelemizi büyüteceğimizi, bu yıkımın bu denli ağır yaşanmasına neden olanlardan mutlaka hesap soracağımızı bir kez daha vurguluyoruz” dedi.

“Gerçek Kayıp Sayıları Hâlâ Açıklanmadı”

Türkiye’de depremler sonucunda yaşamını yitiren yurttaşların sayısının hiçbir zaman eksiksiz ve şeffaf biçimde açıklanmadığını ifade eden Bitgin, AFAD ve resmi açıklamalara göre 53 bin 537 kişinin yaşamını yitirdiğini, 107 bin 213 kişinin yaralandığını hatırlattı.

Afet sonrası 2 milyondan fazla kişinin barınma sorunu yaşadığını, en az 5 milyon kişinin farklı bölgelere göç etmek zorunda kaldığını belirten Bitgin, Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre ise depremler sonrasında 658 bin kişinin geçim olanaklarını yitirdiğini söyledi.

Ancak bu rakamların gerçeğin yalnızca küçük bir bölümünü yansıttığını dile getiren Bitgin, partilerinin, demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların ve çeşitli kurumların deprem bölgesinde aylarca sürdürdüğü kriz koordinasyon merkezi çalışmalarından gerçek tablonun çok daha ağır olduğunun bilindiğini ifade etti.

“Yıkımın Nedeni Siyasal Tercihlerdir”

Depremin doğal bir olay olduğunu ancak yıkımın boyutunun siyasal tercihlerin sonucu olduğunu vurgulayan Bitgin, denetimsiz rant düzeni, ihmaller ve cezasızlık politikalarının bu yıkımı büyüttüğünü söyledi.

Türkiye nüfusunun yüzde 75,8’inin aktif fay hatları üzerinde yaşamasına rağmen kent merkezlerinin değiştirilmediğini, aynı riskli alanlarda depreme dayanıksız yapıların yeniden inşa edildiğini belirten Bitgin, bu yaklaşımın benzer acıların tekrar tekrar yaşanmasına neden olduğunu ifade etti.

Her depremden sonra aynı senaryonun sahnelendiğini dile getiren Bitgin, “Değişen sadece felaketin yeri olmuştur” dedi.

Deprem Vergileri ve Kızılay Tepkisi

Açıklamada, 21 yılda “deprem vergisi” adı altında toplanan yaklaşık 40 milyar doların nereye harcandığının ve kimlere aktarıldığının hâlâ açıklanmadığına dikkat çekildi.

Bilim insanlarının uyarılarının dikkate alınmadığını, rant odaklı kentselleşmenin teşvik edildiğini ifade eden Bitgin, denetim mekanizmalarının işlevsizleştirildiğini ve afet yönetiminin kamu yararı yerine müteahhit düzeni üzerinden yürütüldüğünü söyledi.

Depremde ilk çöken kurumlardan birinin Kızılay olduğunu belirten Bitgin, dönemin Kızılay Başkanı’nın yüz binlerce insan donma ve açlık tehdidi altındayken depolardaki çadırları satışa çıkardığını, bu skandala ilişkin açılan davaların ise cezasızlık politikaları nedeniyle sonuçsuz kaldığını ifade etti.

“Konteyner Kentler Kalıcı Hale Geldi”

Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen yaraların sarılamadığını dile getiren Bitgin, deprem bölgelerinde yüz binlerce yurttaşın hâlâ güvencesiz koşullarda yaşadığını söyledi.

Geçici denilen konteyner kentlerin kalıcı hale geldiğini, bu alanlarda insan onuruna aykırı yaşam koşullarının oluştuğunu belirten Bitgin, kış aylarında yaşanan elektrik ve su kesintilerinin hayatı dayanılmaz hale getirdiğini ifade etti.

Eğitim, sağlık, ulaşım ve sosyal hizmetlerin nitelikli ve erişilebilir olmaktan uzak olduğunu vurgulayan Bitgin, kadınların artan bakım yükü nedeniyle çalışma yaşamından kopma riskiyle karşı karşıya kaldığını, çocuk yoksulluğunun derinleştiğini ve çocuk işçiliğinin yaygınlaştığını söyledi.

“Barınma Hakkı Temel Bir İnsan Hakkıdır”

Barınma hakkının bir lütuf ya da sadaka değil, temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayan Bitgin, afetlere hazırlığın kamunun asli görevi olduğunu ifade etti.

Acilen tüm kamu binalarının bağımsız ve bilimsel ölçütlerle denetlenmesi gerektiğini belirten Bitgin, depreme dayanıksız olduğu tespit edilen yapıların derhal boşaltılması ve güçlendirme çalışmalarının gecikmeden yapılması gerektiğini söyledi.

İmar aflarının tamamen kaldırılması, kamusal ve bilimsel denetimin esas alınması gerektiğini dile getiren Bitgin, rant projelerine yol açan rezerv alan ve acele kamulaştırma uygulamalarına son verilmesi çağrısında bulundu.

“Deprem Yasası ve Demokratik Afet Yönetimi Şart”

Bitgin, deprem vergilerinin amacına uygun ve toplumsal yarar doğrultusunda kullanılması gerektiğini belirterek, bilim insanları, emek ve meslek örgütlerinin katılımıyla kapsamlı ve bağlayıcı bir deprem yasası hazırlanması gerektiğini ifade etti.

Afet yönetiminin meslek örgütleri, sendikalar ve yerel halkın katılımıyla demokratik biçimde yeniden yapılandırılması çağrısında bulunan Bitgin, açıklamasını depremde yaşamını yitiren yurttaşları rahmetle anarak ve ailelerine başsağlığı dileyerek tamamladı.